Havayı, karayı, denizi...
Güneşin doğuşunu, batışını, ay ışığında yıldızların dans edişini...
Bulutları, yağmurları, kar tanelerini...
Gökyüzünde uçuşan türlü türlü canlıları...
Dağı, taşı, ovayı...
Dereyi, tepeyi, düzü...
Ormanı, bağı, bahçeleri...
Çeşit çeşit gıdaların şeklini şemalini, rengini...
Renklerin rengini...
Dostlarımın yüzlerini, gözlerini, vücut dillerini gördüm...
Şimdi görme engelliyim...
Canlı cansız olanları görmesem de...
Diğer duyu organlarım var ya
Hislerim, duygularım yetiyor bana...
Seslerle iletişim kurabilmek de büyük bir nimettir...
Şimdi göremez oldum diye
Sitem edip kahrımdan ölecek değilim ya...
Yok, öyle sitem etmek, kahır etmek...
Yaşarken gördüklerim, de
Bundan böyle görmeden yaşayacaklarım da
Benim dünyalık sınavım...
Bildiğim, bilmediğim, görüp göremediğim
Şükredeceğim çok nimetler var, çok...
Allahu Teâlâ’ya hamdü senalar olsun...
Nihat Kurnaz

