Enflasyon oranını merak etmeyin; Mesele enflasyona kim sebep oluyor onu bilmek. Merhum Bülent Ecevit ( Demokratik Sol Parti ), Devlet Bahçeli ( Milliyetçi Hareket Partisi ) ve Mesut Yılmaz ( Anavatan Partisi ) ile ANASOL HÜKÜMETİ ni kurmuş, piyasalar güya olumlu etkilendi diye, millete ümitler empoze edilmişti. İlk aylarda iyi giden hava birden tersine dönmüş ilk yıl ( 2001 ) TÜFE % 68.5, TEFE de ise % 88.6 oranları yakalanmış; İkinci ( 2002 ) sene ise, TÜFE de ise % 30 lara indirilmişti.
O günleri yaşayanlar hatırlar; Kimilerine göre bütün kabahat, Anayasa kitapçığının fırlatılmasındaydı. Öyle ya, o andan itibaren faizler % 100 lerin üzerine çıkmıştı. Hükümet bir çıkış yolu bulamamıştı. İMF ( Uluslararası Para Fonu )den yüksek rakımlı faizle 23.7 milyar dolar alarak; Kamu harcamaları için kaynak olarak kullanılmıştı. Ecevit'in 1999 - 2002 yılları böyle olumsuz tabloyla kapanmıştı.
Malum, merhum Prof Dr Necmettin Erbakan'ın Refah Partisi 1995 te % 21.37 yakaladığı oy oranını yükseltmesin denilerek 28 Şubat darbesiyle durdurulmak istenmiş ancak Refah Partisi' nin devamı olarak kurulan Fazilet Partisinin % 30 ları yakalayacağı kamuoyunda tartışılmaya başlanmıştı. Böyle bir atmosferde Ecevit Hükümeti kurduruldu ama hazin bir sonla hükümeti dağılmış oldu.
'' Derin devlet, ABD ve Batılılar Erbakan Hocayı istemiyor '' temaları basında işlenmeye başlandı. Bunlar tartışılırken enteresan bir gelişme yaşandı; Milli Görüş içerisinde Gelenekçiler ( Ak Saçlılar ) ve Yenilikçiler kanadı olarak ayrışma oldu. Bu ayrışma yaşanırken tesadüftürki Anayasa Mahkemesi, Refah Partisi gibi Fazilet Partisi'ni kapatma kararı aldı.
Milli Görüş'ün Fazilet Partisi kapatılınca enteresan bir gelişme daha yaşandı. Fazilet Partisi'nde kendilerini yenilikçiler olarak tanımlayan grup Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, Bülent Arınç, Abdullah Gül, Cemil Çiçek, Abdüllatif Şener gibi isimler ayrılarak Ak Parti ismiyle yeni bir parti kurdular.
28 Şubat darbecileri ve Prof Necmeddin Erbakan karşıtı derin yapılanma, olası seçimde Milli Görüşçülerin % 30 larda oy alacağını iddia ediyorlardı. Hakikaten bu beklentiler yanlış değildi. Milli Görüş partisi kapatıldıktan sonra kurulan Ak Parti 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde % 34.3 oy alarak tek başına iktidar olma şansını yakalamıştı.
O gün için Milli Görüşçülerden kurtulunmuş, sermaye gruplarınında desteğini alan Ak Parti iktidarı piyasada olumlu hava estirmişti. Öyle ya Bülent Ecevit döneminde % 68 lerde olan enflasyon ilk yıl ( 2002 ) % 29.7 ye, sonra ( 2004 ) tek haneli rakamlara % 9.32 ve ( 2005 ) % 7.72, ( 2009 ) % 6.53 düşmüştü.
Kimilerine göre yeterki Prof Erbakan gelmesin diye yaşatılıyor bu rahatlık ve ilerleme. Her ne olursa olsun iyi giden hava Fetoş Ekibinin ( 2010 - 11 ) öne çıkmasıyla kötü gitmeye başladı. Önemli kademelere Fetullahçı Terör Örgütü ( Fetullah Gülen ) mensupları yerleşmeye başladı. Fetoşun sahneye görünür olarak çokmasıda CİA ( ABD ) projesiydi.
Ak Partinin tamamen değiştiği Ak Parti'nin ön sıralarında oturanların simalarından belli oluyordu. Önceleri Milli Görüş Gömleği çıkarıldı ifadeleri söyleniyordu ama Milli Görüş geleneğinden gelenler ön saflarda yer alıyordu. Enflasyonda ( 2010 ) % 6.40 son 40 senenin en düşük rakamı yakalanmıştı. Fakat, 2010 sonrası iyi giden her şey önce Ak Parti içinde sonra ekonomide dalgalanmalara yol açmaya başladı.
2017 ye gelindiğinde enflasyon tekrar çift haneli rakamlara ( % 11.92 ) çıkmıştır. Enflasyonun seryrini özetle aktarmaya çalışırken bir önemli noktayı belirtmeden geçemeyeceğim. Ülkemizde bir şeyler iyi gitmeye başladığı zaman bilin ki bazı sermaye grupları ve derin yapılanmalar rahatsız olurlar. Darbe teşebbüsleri, spekülatif ekonomi girişimleri gündemi işgal etmeye başlar. Hükümeti uyaran ültimatomlarla, güya laiklik uyarılarılarında bulunurlar. Bu Milletin, memleketin, devletin vs ilerlemesi bu zikrettiğimiz kesimin işine gelmez. Batılı sömürgeciler, ABD, masonik zihniyet bu olumsuz yapının içindedir..
Devamlı tartışılan bir mevzuda Ak Partinin İslamcı Parti olup olmadığı. Kimi solcu, Kamalist CHP zihniyetliler sağcı, dindar, milliyetçi vb kesimi yaftalamak için; Gerici, İslamcı vs tabirlerini kullanırlar. Ak Parti kuruluşundan itibaren İslamcı olmadığı gibi Milli Görüş çizgisiylede bağı olmamıştır. Ancak, toplumun kahır ekseriyetinin müslüman olduğunu unutmamamız gerekir. Bu Millet Milli Şef dönemlerinde ezan yasaklarını vb yaşadığı için kendisi gibi yaşayanlara daha bir kıymet verir, sahiplenir. Ak Partide bu görünüm her zaman verilmeye çalışılmıştır. Gerçi, CHP de son seçimlerde abartılı takiyye kokan Cami ziyaretleri ve başörtülü adaylar ve propaganda faaliyetleriyle adeta toplumsal barış mesajları vermeye başlamıştır.
2021 lere gelindiğinde enflasyon rakamının % 36. 08 lere tırmandığı gözlemlenmiş. Piyasanın serbest olduğu vurgusunun enflasyonu körükleyen tabir olduğu asla kabul görmemiştir. 2022 de enflasyon iyice gemi azıya almış % 64. 27 merhum Ecevit dönemini hatırlatmıştır. O dönemde Ecevit Enflasyonu kendilerinin değil, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) nun açıkladığını söylemişti. Öyle ya, piyasada hissedilen enflasyon rakamları TÜİK verilerinin çok çok üzerindeydi. Bugünde benzer durum yaşanıyor desek abartmış olmayız.
2025 yılı sonunda TÜİK verilerine göre yıllık enflasyon (TÜFE) % 30,89 olarak gerçekleşmiştir. 2026 nın Ocak ayında % 4.84, Şubat % 2.96, Mart 1.94 ve Nisan ayında % 4.18 olarak açıklanmıştır. İtiraf edelim, insanlarımız tıpkı merhum Ecevit döneminde olduğu gibi enflasyon rakamlarının gerçeği yansıtmadığını düşünmektedir. En azından konuşulmaktadır.
Açlık Sınırı (4 Kişilik Aile): Dört kişilik bir ailenin sadece gıda harcaması tutarı 32.793 TL'ye yükselmiştir. Yoksulluk Sınırı (4 Kişilik Aile): Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi zorunlu harcamaları kapsayan yoksulluk sınırı 106.817 TL olarak belirlenmiştir. Bekâr bir çalışanın yaşama maliyeti: Tek bir kişinin aylık yaşam maliyeti 42.585 TL'ye ulaştığı sendikalar ve ilgili kurumlarca paylaşılmaktadır. İlginç ve üzücü olan yoksulluk sınırının dört kişilik aile giderinin neredeyse dört asgari ( 4 x 28.075 = 112.3 Tl ) ücreti bulması.
Yetmiş yaşıma merdiven dayadım. Ülkemde her on senede bir darbe gördüm, darbe olmadık yıllarda ise; Ekonomik kaoslara şahit oldum. Kısır döngü gibi ya anarşiyle boğuşturuluyoruz yahut, ekonomik kaos arbedesinde cebelleşiyoruz. Sistem mi böyle kurulmuş, kimilerinin dediği gibi rejim mi böyle kurgulanmış cevabını veremem ama tüm kurgunun küresel güçlerin, siyonist sermayedarların dirayetleri ve işbirlikçileri aracılığıyla gerçekleştiğini söyleyebilirim. Bu kıskaçtan nasıl kurtuluruzun cevabını vermek mecburiyetindeyiz. Her şeyden evvel yaşadıklarımıza müslümanca yorum yapma yeteneğimiz neden yok sorgulamalıyız. Vesselam...

