birsan alüminyum
Emrullah Akbulat
Köşe Yazarı
Emrullah Akbulat
 

SİYASET; YALAN; HIRSIZLIK; RÜŞVET, İLTİMAS ÜZERİNE KURULMUŞ...

Vatandaş itimadını yitirip; '' Siyaset; Yalan, hırsızlık, rüşvet, iltimas, şantaj vb üzerine kurulu ''  demeye başladıysa, gidişat hayra alamet değildir. Ne kadar güzel şeyler, övünülecek, takdire değer hizmetler yapılmış olsada; İnsanlar siyasete, siyasetçiye güvenini yitirir. Bu en çok siyaset üzerinden çıkar - menfaat gözetenlerin önünü ( yolunu ) açar.            Maalesef ülkemizde siyasetçiler, hatta, bazı liderler yalanı alışkanlık haline getirdikleri için; Toplumun siyasete ilgisi, geleceğe dair beklentileri olumsuz istikamette ilerlemektedir.            Yalan, beraberinde popülist söylemide getiriyor. Bu da ayrı bir mesele.            Galiba siyasetin ( politikanın ) geçmişten bugüne sıkışıldığında tercih edilen yadsınmış, olağan kabul edilmeye başlanılan yolu. Siyasetçiler, yalan sayesinde manipülasyon yapıyor, taraftarlarını teskin ediyorlar. Yalan bazen o kadar inandırıcı hale geliyor ki, hakikatin bile önüne geçebiliyor.            Siyasetçilerin dil sürçmesi değil, bilerek yalan söyledikleride oluyor. Bu yalan ve saçmalamaları zaman içerisinde yadırganmamaya başlanılıyor. Hani, sadece gerçekler ( hakikatler ) üzerinden siyaset yapmak isteyenler azınlıkta ve yadırganır oluyorlar. Popülizm rüzgarı toplumun tüm katmanlarını derinden etkilemeye, yönlendirmeye başlıyor. Global, emperyalist güçlerin arzu ettiği ortamda budur.                  Allah ü Teala "  Yalan sözden kaçının  " (Hac, 22/30) buyurmuştur.          Oysa, müslüman ne olursa olsun yalan söylemez. Sadece siyaset alanında değil hiç bir konuda yalan tasvip edilmez. İslâm ahlakı doğruluk ( dürüstlük ) üzerine bina edilmiştir. Yalan söylemek; Büyük günah ( haram ) lardandır.            Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: " Yalan, imanın karşıtıdır. Kişi yalan söyledikçe, imanı o kadar azalır. " (Buhari)  Hakikaten yalan dilin afetidir, kirlenmesidir. Yanlışı yalanlarla inşa etmek, insanları kandırmak müslümana yakışmaz. Hiç bir mazeret yalanı mazur gösteremez. Yalan, kalbi karartır, küfre götürür.           Demokrasi ve politika, bugünkü Yunanistan ( Atina ) merkezli düşünce ve yönetim anlayışı olarak doğmuş; Aristo bile demokrasiyi çoğunluğun (fakirlerin) kamu yararı yerine kendi sınıfsal çıkarlarını gözettiği, yasaya saygının azaldığı yozlaşmış bir yönetim biçimi olarak tanımlamıştır.            Demokrasi çoğunluğun iktidarı olarak tarif edildiği gibi; Çoğunluğu sevk ve idareye azmetmiş iyi veya kötü zihniyetlilerin ( yozlaşmış )  sevk ve idareyi ele geçirme ihtimali yüksek olan bir rejim - sistem haline dönmüştür. Özellikle Batıda Krallıkların ve Kilisenin çoğunluğu ezer hale gelmesi 17 yüzyılın ortalarından itibaren demokrasi ve cumhuriyet fikrinin güçlenmesine sebep olmuştur.           Hülasa edecek olursak; İslamda dürüstlük temel esastır. Dürüstlük ve sadakat ( sıdk ) erdem ve imanın omurgası kabul edilir. Saygı ve utanma duygusuyla beslenir. Dürüstlük aynı zamanda güzel ahlaktırda. Malum Hazreti Peygamber '' Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim '' buyurmuşlardır. Dolayısıyle müslüman asla yalana tevessül etmez, itibarın, güvenin sarsılmasına fırsat vermez. Hileye, hıyanete pirim vermez. Bizlere dürüst olmak yakışır. Dolayısıyle müslüman topluma dürüst politikacılar - siyasetçiler yakışır. Vesselam...             
Ekleme Tarihi: 13 Mayıs 2026 -Çarşamba
Emrullah Akbulat

SİYASET; YALAN; HIRSIZLIK; RÜŞVET, İLTİMAS ÜZERİNE KURULMUŞ...

Vatandaş itimadını yitirip; '' Siyaset; Yalan, hırsızlık, rüşvet, iltimas, şantaj vb üzerine kurulu ''  demeye başladıysa, gidişat hayra alamet değildir. Ne kadar güzel şeyler, övünülecek, takdire değer hizmetler yapılmış olsada; İnsanlar siyasete, siyasetçiye güvenini yitirir. Bu en çok siyaset üzerinden çıkar - menfaat gözetenlerin önünü ( yolunu ) açar. 
          Maalesef ülkemizde siyasetçiler, hatta, bazı liderler yalanı alışkanlık haline getirdikleri için; Toplumun siyasete ilgisi, geleceğe dair beklentileri olumsuz istikamette ilerlemektedir. 
          Yalan, beraberinde popülist söylemide getiriyor. Bu da ayrı bir mesele. 
          Galiba siyasetin ( politikanın ) geçmişten bugüne sıkışıldığında tercih edilen yadsınmış, olağan kabul edilmeye başlanılan yolu. Siyasetçiler, yalan sayesinde manipülasyon yapıyor, taraftarlarını teskin ediyorlar. Yalan bazen o kadar inandırıcı hale geliyor ki, hakikatin bile önüne geçebiliyor. 
          Siyasetçilerin dil sürçmesi değil, bilerek yalan söyledikleride oluyor. Bu yalan ve saçmalamaları zaman içerisinde yadırganmamaya başlanılıyor. Hani, sadece gerçekler ( hakikatler ) üzerinden siyaset yapmak isteyenler azınlıkta ve yadırganır oluyorlar. Popülizm rüzgarı toplumun tüm katmanlarını derinden etkilemeye, yönlendirmeye başlıyor. Global, emperyalist güçlerin arzu ettiği ortamda budur.
                 Allah ü Teala "  Yalan sözden kaçının  " (Hac, 22/30) buyurmuştur.
         Oysa, müslüman ne olursa olsun yalan söylemez. Sadece siyaset alanında değil hiç bir konuda yalan tasvip edilmez. İslâm ahlakı doğruluk ( dürüstlük ) üzerine bina edilmiştir. Yalan söylemek; Büyük günah ( haram ) lardandır. 
          Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: " Yalan, imanın karşıtıdır. Kişi yalan söyledikçe, imanı o kadar azalır. " (Buhari)  Hakikaten yalan dilin afetidir, kirlenmesidir. Yanlışı yalanlarla inşa etmek, insanları kandırmak müslümana yakışmaz. Hiç bir mazeret yalanı mazur gösteremez. Yalan, kalbi karartır, küfre götürür.
          Demokrasi ve politika, bugünkü Yunanistan ( Atina ) merkezli düşünce ve yönetim anlayışı olarak doğmuş; Aristo bile demokrasiyi çoğunluğun (fakirlerin) kamu yararı yerine kendi sınıfsal çıkarlarını gözettiği, yasaya saygının azaldığı yozlaşmış bir yönetim biçimi olarak tanımlamıştır.
           Demokrasi çoğunluğun iktidarı olarak tarif edildiği gibi; Çoğunluğu sevk ve idareye azmetmiş iyi veya kötü zihniyetlilerin ( yozlaşmış )  sevk ve idareyi ele geçirme ihtimali yüksek olan bir rejim - sistem haline dönmüştür. Özellikle Batıda Krallıkların ve Kilisenin çoğunluğu ezer hale gelmesi 17 yüzyılın ortalarından itibaren demokrasi ve cumhuriyet fikrinin güçlenmesine sebep olmuştur.
          Hülasa edecek olursak; İslamda dürüstlük temel esastır. Dürüstlük ve sadakat ( sıdk ) erdem ve imanın omurgası kabul edilir. Saygı ve utanma duygusuyla beslenir. Dürüstlük aynı zamanda güzel ahlaktırda. Malum Hazreti Peygamber '' Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim '' buyurmuşlardır. Dolayısıyle müslüman asla yalana tevessül etmez, itibarın, güvenin sarsılmasına fırsat vermez. Hileye, hıyanete pirim vermez. Bizlere dürüst olmak yakışır. Dolayısıyle müslüman topluma dürüst politikacılar - siyasetçiler yakışır. Vesselam...
          

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (3)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergebze.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Burhan Sandıkçı
(13.05.2026 16:25 - #1821)
Hocam toplumda oluşan yalan üzerine inşa edilmiş siyaseti gayet isabetli olarak ifade etmişsiniz yüreğinize sağlık kaleminize kuvvet diyelim. Yahudilerin bölerek tahrif ettikleri iki türlü kitapları var. Talmut ve Kabbala, Kabbalanın birinci babında, siz kendi kendinize yalan söylemeyiniz, sizden olmayanlara söyleyiniz. Diye yazmışlar. Ama işin garibi biz müslümanlar, siyaseti kullanırken hem kendimize hem başkalarına yalan söyleyerek emelimize ulaşmaya çalışıyoruz. aradaki fark bu.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergebze.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
SİMYACI
(13.05.2026 16:53 - #1822)
Sayın Abim, ​Bu makaleniz; siyaseti ahlaktan, dürüstlüğü ise kimlikten koparan mevcut anlayışa karşı kaleme alınmış sarsıcı bir manifesto niteliğinde. Özellikle popülizmin hakikati boğduğu, yalanın ise 'politik bir deha' gibi pazarlandığı bu dezenformasyon çağında, 'ahlaki tutarlılık' vurgunuz çok kıymetli. ​Demokratik sistemin zaafları ile İslami ahlakın dürüstlük ilkesini mukayese etmeniz, sadece bir eleştiri değil, aynı zamanda samimi bir toplumsal öz eleştiri daveti olmuş. Güç ve menfaat uğruna her yolu mübah gören zihniyetin geleceğimizi nasıl kemirdiğini açık yüreklilikle ortaya koyan bu uyarıcı metne içtenlikle katılıyorum. Kaleminize sağlık."
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergebze.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Ayşenur
(13.05.2026 17:26 - #1823)
Hocam, siyaset sanki yalan üzerine kurgulanmış. Doğru konuşanları yadırgar olduk.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergebze.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.