Ahmet Tekdal '' siyasette mevzii muarızlara bırakmak; Savaşta mevziyi düşmana bırakmak gidir '' demişti. Günümüzde bu ciddiyetle siyasete bakanlara hasretiz. İfademi maruz görün; At sineği gibi bugün bu partide yarın öbür partide yer alanlar, toplulukların karşısına çıkarılıp konuşturuluyorlar.
Bu ülkenin insanı olarak gelişmeler karşısında üzülüyorum. Siyaset insanları idare etme sanatı olmaktan çıkarılıp geçmişte şaklabanların, soytarıların, çıkarcıların, her kılığa girenlerin benzeri çıkarcı ortama sürüklenmesi hoş değil.
Bu toplumun kültüründe, inancında halka hizmet hakka hizmettir anlayışı var. İkiyüzlü insanlar, verdikleri sözde durmayanlar, tabiri caizse yola çıktığı arkadaşlarını terkedenler hizmet edebilir mi ?! Göstermelik, kandırmalık, aldatmaca bir iki yatırım; Alın size gelecek seçimde başkansın ya da ne bileyim vekilsin demek, inanın muhatabı için onur ( gurur ) kırıcıdır. Şayet onur incinmiyorsa, zaten bişi kalmamış demektir.
Malum; Aristoteles (Aristo), demokrasiyi ideal bir yönetim olarak görmez. Onu, hukukun ve erdemin dışına çıkan yozlaşmış bir yönetim biçimi ve çoğunluğun (fakirlerin) kendi çıkarını gözetmesi olarak tanımlar. Ancak bozuk rejimlerin en katlanılabilir/iyisi olduğunu da belirtir. Şahsen benim Cumhuriyet ve demokrasiye bakışımda farklı değil. Batının insanlığa sunduğu hiç bir düşüncede adalet, adil paylaşım, merhamet, vicdan vb ögelere rastlayamazsınız. İzmlerde öyledir. Hiç bir izm teorisinde insan sevgisi, merhamet yoktur. Aksine çatışmacılık ve yok etme duyusu öne çıkarılır. Düşüncelerinin var olması için karşıt oluştururlar. Denklik, eşitlik, kardeşlik vb sılogandan ibarettir.
Ülkemizde politik arbede darbelerle başladı diyenlerin haklılık payı var. Kurgulu, sınırlı siyaset konuluyor önümüze. Bir de ciddi ciddi toplumun maddi - manevi değerlerine hasımlık üzerinden politika yapılıyor. Ve bu tartışılmaz yasal hak olarak görülüyor.
Neyse mevzumuza dönelim. Merhum sağcı Süleyman Demirel '' , kendisine veya partisine ağır eleştirilerde bulunup ardından kendi partisine katılan bir isim hakkında, "Oradayken bize bağırıyordu, şimdi bizim kapıya bağladık, karşı tarafa sövüyor" diyerek siyasi transferleri ve tutum değişikliklerini mizahi bir dille özetlemişti. ''
Dedik ya kurgulu siyaset konuluyor önümüze. Dönemin CHP genel Başkanı solcu Bülent Ecevit meşhur Güneş Motel'de Süleyman Demirel'in partisinden 11 Milletvekiliyle görüşerek 10 una bakanlık vermiş ve hükümeti kurmuştu. Yani, yeni değil bu parti değişmeler, satıldı, alındı, makam verildi, yahut, bir daha ki seçim garanti sıradan aday vaatleri, iddiaları..
Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a göre siyaset, sıradan bir makam veya iktidar mücadelesi değil; Hak’kın üstün tutulması, batılın ve adaletsizliğin ortadan kaldırılması için yapılan organize bir inanç ve inkişaf mücadelesi, yani cihattır. Genel olarak bu tanımı MİLLİ GÖRÜŞ olarak ifade ederdi.
Bizler kamuoyuna yansıyanları mevzu ediyoruz. Şahsen o parti bu parti övme yerine bu memlekette insanların '' halka hizmet hakka hizmettir '' anlayışını rehber edinmeleri gerektiğini düşünüyorum. Beş yılda bir tanınan söz ( OY ) hakkını futbol takımı tutar gibi kullanmak doğru değil. Her gün ekranlara yansıyan, rüşvet, iltimas, ihale yolsuzlukları, otel odalarında evlatları yaşlarındaki genç kızlarla basılanları, kutularla, zarflarla verilen güya hediyeleri vb görüp siyasetçilere güven duymak kolay mı ?! Hakikaten düşünmeliyiz, hem de çok düşünmeliyiz.
Bu mevzuya dostlarımızın, okurlarımızın talebiyle girdik. Evet girdik ama çıkmakta zor oluyor. Sakız gibi bir noktadan bakalım derken binbir pencere açılıyor. İyisimi makalemizi bir sonuca bağlayalım: Allah ü Teala Ra'd suresi 28. ayetinde bizlere " Bunlar, iman edenler ve Allah'ı zikrederek gönülleri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki gönüller ancak Allah'ı zikrederek huzura kavuşur." buyuruyor. Bizler kalbimizi aklımızı böyle yoğuralım, herkes yevmil kıyamette hesabını kendi verecek. Vesselam..

