birsan alüminyum
Emrullah Akbulat
Köşe Yazarı
Emrullah Akbulat
 

İran'da ABD ve Siyonistlerin Entrikaları Bitmiyor

Şah Kaçar'ı darbeyle indirmiş, başlangıçta çağdaşı Mustafa Kemal benzeri bir rejim kurmayı planlamıştı. Ancak süreç içerisinde '' ŞAHLIK '' daha cazip gelmiş ve 1925 te krallık yemini ederek kendisini ŞAH ilan etmiştir.           1941 e gelindiğinde Şahlığı Muhammed Rıza Pehlevi devralmış tüm muhalif diretmelere rağmen ABD + İngiltere destekli bir rejim oturtmaya çalışmıştır. Petrol endüstrisinide bu iki ülkenin iradesine terketmiştir. Baskıcı rejimi şiddetini her geçen gün arttırmış, tutuklananların işkencelerden geçirildiği, bir çoğunun zindanlarda kaybolduğu yahut öldürüldüğü gerçeği halkın isyanını körüklemiştir.            Şah iktidarı döneminde sadece dindarlara değil tüm muhaliflere zulmetmiştir. Ülkesinde konuşlandırdığı Amerikan askerlerinin gayri ahlaki davranışlarına, İran halkının onurunun incitilmesinede ses çıkarmamıştır. Petrol gelirlerinin artmasına rağmen serveti halkıyla paylaşmamış, yoksulluk kırsal kesimlerden şehirlere göçlerle işsiz yığınların oluşmasına sebep olunmuştur.           Şahın istihbarat örgütü SAVAK (İstihbarat ve Devlet Güvenlik Örgütü ) ın ölçüsüz zulümleri yurt dışına kaçanları peşlerinden giderek kaçtıkları ülkelerde infaz etmeye başlamıştı. Malum SAVAK 1957 de CİA aracılığıyla kurulmuştu.           Şah dönemi yoksulluk, işsizlik vb yaygınlaşırken Şah ailesi batılılar gibi yaşıyor, görkemli balo ve eğlence fotoğrafları yayın organlarında gizlice paylaşılıyordu. Halkın tepkisi arttıkça Şah güçlerinin şiddetide arttı. Bütün bu gelişmelere rağmen 1977 yılında ılımlı tedbirler uygulansada memnuniyetsizlik artık tepkiye dönüşmüştü. 1979 a böyle bir atmosferle gelindi.            Ayetullah Humeyni sahneye 1963 te çıkmış, ABD + İngiltereye tanınan imtiyaz yetmiyormuş gibi Amerikan vatandaşlarınada geniş imtiyazlar tanınması Kum kentinde tepkilere sebep olmuş; Humeyni de bu kalabalığa 1963 te hitap etmiştir. Bir sene sonrada Şah Humeyni'nin kendisi için tehlikeli olabileceğini düşünerek Türkiye'ye ( Bursa'ya ) sürgüne gönderilmiştir.           Humeyni daha sonra Fransa'ya sürgüne gönderilmişti. Ne var ki İran halkının tepkisi artarak devam devam etti. Nihayet bu tepkilere dayanamayan Şah 1979 da Kahire'ye ( Mısır'a ) kaçtı. Şah Mısıra, Humeyni de İran'a dönmüş oldu. Böylece İran İslamı devrimi  gerçekleşmiş oldu.           Humeyni'nin arkadaşlarıyla kurduğu rejim kurulduğundan bugüne İran, Avrupa Birliğinin ve ABD nin ambargo kıskaçıyla varlığını devam ettirmeye çalışmaktadır. Şah döneminde yoksulluk ve işsizlik bir süregiderilmeye çalışılsada halkın bir kesimi yeni yönetimi asla kabullenmemiştir. İranın para değerinin devamlı  kayba uğraması, İran'ın komşuları ve İslam aleminde mezhebi yayılmacılığı hedeflemesi; ülkeye yapılması gereken harcamaların başka alanlara kaydırılmasına sebep olmuştur.            ABD + Batı İran ve Irak'ı 1980 de savaştırarak iki ülkenin ekonomik ve insan gücünü kırmıştır. Ancak bu savaş, Humeyni rejiminin oturmasına ve halkın kabullenmesine katkıda bulunmuştur.           İran süreç içerisinde yokluklar ülkesi olmaya başladı. ABD + BATI ambargosu İranda huzursuluğu tetikledi. ABD ( CİA +  MOSSAD ) ve İsrail alenen İran rejimini hedef almaya başladı. Provakatörler İran halkını sokaklara çekmeyi başardı. Ve karmaşaya İran güvenlik güçlerinin müdahalesiyle 2000 - 2500 civarında İranlının olaylarda hayatını kaybettiği bilgileri paylaşılıyor.           Maksadımız ne İran rejimini ne de muhalefeti savunmaktır. Objektif bakış açısı sergileyerek; İran halkının ABD + Siyonist İsrail'in dirayetiyle dramatik bir sonla karşılaşmasını arzu etmediğimizi belirtmektir.           Temenni edelim hem  İran rejimini ellerinde tutanlar, hem de İran halkı yaşananlardan paylarına düşen dersleri alırlar. Kısaca değinmeye çalıştığımız mevzuya bilahare devam edeceğimizi belirterek; Vesselam..  
Ekleme Tarihi: 14 Ocak 2026 -Çarşamba
Emrullah Akbulat

İran'da ABD ve Siyonistlerin Entrikaları Bitmiyor

Şah Kaçar'ı darbeyle indirmiş, başlangıçta çağdaşı Mustafa Kemal benzeri bir rejim kurmayı planlamıştı. Ancak süreç içerisinde '' ŞAHLIK '' daha cazip gelmiş ve 1925 te krallık yemini ederek kendisini ŞAH ilan etmiştir.
          1941 e gelindiğinde Şahlığı Muhammed Rıza Pehlevi devralmış tüm muhalif diretmelere rağmen ABD + İngiltere destekli bir rejim oturtmaya çalışmıştır. Petrol endüstrisinide bu iki ülkenin iradesine terketmiştir. Baskıcı rejimi şiddetini her geçen gün arttırmış, tutuklananların işkencelerden geçirildiği, bir çoğunun zindanlarda kaybolduğu yahut öldürüldüğü gerçeği halkın isyanını körüklemiştir. 
          Şah iktidarı döneminde sadece dindarlara değil tüm muhaliflere zulmetmiştir. Ülkesinde konuşlandırdığı Amerikan askerlerinin gayri ahlaki davranışlarına, İran halkının onurunun incitilmesinede ses çıkarmamıştır. Petrol gelirlerinin artmasına rağmen serveti halkıyla paylaşmamış, yoksulluk kırsal kesimlerden şehirlere göçlerle işsiz yığınların oluşmasına sebep olunmuştur.
          Şahın istihbarat örgütü SAVAK (İstihbarat ve Devlet Güvenlik Örgütü ) ın ölçüsüz zulümleri yurt dışına kaçanları peşlerinden giderek kaçtıkları ülkelerde infaz etmeye başlamıştı. Malum SAVAK 1957 de CİA aracılığıyla kurulmuştu.
          Şah dönemi yoksulluk, işsizlik vb yaygınlaşırken Şah ailesi batılılar gibi yaşıyor, görkemli balo ve eğlence fotoğrafları yayın organlarında gizlice paylaşılıyordu. Halkın tepkisi arttıkça Şah güçlerinin şiddetide arttı. Bütün bu gelişmelere rağmen 1977 yılında ılımlı tedbirler uygulansada memnuniyetsizlik artık tepkiye dönüşmüştü. 1979 a böyle bir atmosferle gelindi. 
          Ayetullah Humeyni sahneye 1963 te çıkmış, ABD + İngiltereye tanınan imtiyaz yetmiyormuş gibi Amerikan vatandaşlarınada geniş imtiyazlar tanınması Kum kentinde tepkilere sebep olmuş; Humeyni de bu kalabalığa 1963 te hitap etmiştir. Bir sene sonrada Şah Humeyni'nin kendisi için tehlikeli olabileceğini düşünerek Türkiye'ye ( Bursa'ya ) sürgüne gönderilmiştir.
          Humeyni daha sonra Fransa'ya sürgüne gönderilmişti. Ne var ki İran halkının tepkisi artarak devam devam etti. Nihayet bu tepkilere dayanamayan Şah 1979 da Kahire'ye ( Mısır'a ) kaçtı. Şah Mısıra, Humeyni de İran'a dönmüş oldu. Böylece İran İslamı devrimi  gerçekleşmiş oldu.
          Humeyni'nin arkadaşlarıyla kurduğu rejim kurulduğundan bugüne İran, Avrupa Birliğinin ve ABD nin ambargo kıskaçıyla varlığını devam ettirmeye çalışmaktadır. Şah döneminde yoksulluk ve işsizlik bir süregiderilmeye çalışılsada halkın bir kesimi yeni yönetimi asla kabullenmemiştir. İranın para değerinin devamlı  kayba uğraması, İran'ın komşuları ve İslam aleminde mezhebi yayılmacılığı hedeflemesi; ülkeye yapılması gereken harcamaların başka alanlara kaydırılmasına sebep olmuştur. 
          ABD + Batı İran ve Irak'ı 1980 de savaştırarak iki ülkenin ekonomik ve insan gücünü kırmıştır. Ancak bu savaş, Humeyni rejiminin oturmasına ve halkın kabullenmesine katkıda bulunmuştur.
          İran süreç içerisinde yokluklar ülkesi olmaya başladı. ABD + BATI ambargosu İranda huzursuluğu tetikledi. ABD ( CİA +  MOSSAD ) ve İsrail alenen İran rejimini hedef almaya başladı. Provakatörler İran halkını sokaklara çekmeyi başardı. Ve karmaşaya İran güvenlik güçlerinin müdahalesiyle 2000 - 2500 civarında İranlının olaylarda hayatını kaybettiği bilgileri paylaşılıyor.
          Maksadımız ne İran rejimini ne de muhalefeti savunmaktır. Objektif bakış açısı sergileyerek; İran halkının ABD + Siyonist İsrail'in dirayetiyle dramatik bir sonla karşılaşmasını arzu etmediğimizi belirtmektir.
          Temenni edelim hem  İran rejimini ellerinde tutanlar, hem de İran halkı yaşananlardan paylarına düşen dersleri alırlar. Kısaca değinmeye çalıştığımız mevzuya bilahare devam edeceğimizi belirterek; Vesselam..

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (3)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergebze.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
A.E
(14.01.2026 21:56 - #1471)
Çog değerli bir araştırma bilgilendirme olmuş.Yüreğine sağlık üstad.İnsallah abd lehine hic bir olay gelişmesin.Her ne kadar mezhepçi , güvenilmez bir iran varsa da abdden siyonistlerden kötü olamazlar diyorum ve yorumunuza katılıyorum.selamlar.
Emrullah Akbulat Teşekkür ederim hocam. Yorumunuza katıldığımı belirtmek isterim. Allah'a emanetsiniz..
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergebze.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
SİMYACI
(14.01.2026 22:18 - #1473)
Diğer taraftan şu verilerde gerçek ; Dünya genelindeki NATO ve ABD askeri varlığını şu şekilde; ​1. NATO Üyesi Ülkeler (32 Ülke) ​NATO'nun kendisine ait toprağı yoktur; üsler ev sahibi ülkeye aittir ancak ortak savunma için kullanılır. ​Avrupa: Türkiye, Almanya, Polonya, Fransa, İngiltere, Finlandiya, İsveç, Yunanistan dahil 30 ülke. ​Kuzey Amerika: ABD ve Kanada. ABD Askeri Üsleri (80+ Ülke) ​ABD'nin dünya genelinde yaklaşık 750-800 askeri tesisi bulunmaktadır. En yoğun olduğu ülkeler: ​Asya-Pasifik: Japonya (120+), Güney Kore (70+), Avustralya. ​Avrupa: Almanya (119+), İtalya (44), İngiltere, İspanya, Türkiye (İncirlik). ​Orta Doğu: Katar (El Udeid), Kuveyt, Bahreyn, BAE. ​Afrika: Cibuti. İran'da resmi veya kalıcı bir yabancı askeri üs yoktur; ancak Rusya gibi müttefiklerle zaman zaman lojistik iş birlikleri yapılabilmektedir. Çelişkili bir durum var. İran'da askerî üst olmayışı İran'ın kontrol edilmeye gerek olmayacak kadar gizli Siyonist iş bilikçisi olduğunu mu görüyoruz? Yoksa tamamen Siyonizme direniyor mu? Bir ülkede askerî ittifak adı altında ne kadar askerî güç varsa o ülke kontrol altında tutulabilmek baskılanıyor olabilir mi? Analizi sizler yapınız
Emrullah Akbulat Yorumunuz için teşekkür ederim. Hakikaten ifadeleriniz düşünülmeye değer. Allah'a emanetsiniz.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergebze.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Burhan Sandıkçı
(14.01.2026 23:49 - #1474)
Hocam bu isabetli yazınızı takdirle karşılıyoruz, ilerde tekrar bu konu üzerinde duracaksanız, Amerika israil, ingiltere müttefikleri dün iranda yaptıllarını daha sonrada diğer islam ülkelerine yapıyorlar. Halkı bir birine düşürüyorlar. Hatta ülkeleri de bir birine düşman ediyorlar. Hani bizim çetkeslerin bir ata sözü vardır. (КъанджитӀыр зрошхыри якуым шхын кдокӀыр.) İki alakarga dövüşür arasında yem çıkar. Müslümanları birbirine kırdırıyorlar iyice zayıflatıyorlar. Ondan sonra yutulması için kolay lokma oluyor. Nitekim Irakla İranı 10 yıl savaşırtırdığı gibi. Bu günde aynı şey suriyede uygulanıyor. Bu sefer orta doğuda belli bir aşamaya gelindi, Amerika güdümünde büyük israil oluşturmaya çok yaklaştı.
Emrullah Akbulat Teşekkür ederim hocam. Yorumunuza da katıldığımı belirtmek isterim. Allah'a emanetsiniz..
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergebze.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.