birsan alüminyum
Emrullah Akbulat
Köşe Yazarı
Emrullah Akbulat
 

TEK ÇARE TÜRKİYE'NİN BÖLGESEL GÜÇTEN ÖTE; KÜRESEL GÜÇ OLMASIDIR

Avrupa deyince her taraf aklınıza gelmesin. Londra, Paris, Münih, Roma ekseninde kalan bölge Batı; Polonya, Romanya, Ukrayna, Yunanistan, Sırbistan'ın  vb bulunduğu topraklar ise Doğu Avrupa'yı simgeler. Batılılar Batı dediklerinde Batı Avrupayı kastederler. Doğu onlar için daima geride kalan demektir. Rusya ise daha doğuda kabul edilir. Ne varki Rusya kendisini Batı Avrupalılarla aynı merkezde ve denk görmek istemiş; Batıdaki her gelişmeyi harfiyyen takip etmiştir.            Rusya'nın sıcak denizlere inme fikride Batılılaşma dürtüsüdür. Komşu halkları işgal etmeleri, soykırım ve sürgüne tabi tutmalarıda hep Batı medeniyetini taklit etmelerindendir. Büyük devlet dizayn eder. İstediğini bırakır, istediğini yok eder. Batıya bu düşünceyi kazandıranlar ise; Batı gettolarında zenginleşmiş siyonist bankerlerdir.            Siyonist Yahudiler o kadar zenginleştiler ki;  Batı Saraylarının ( Saray Yahudileri ) 1550 lerden itibaren adeta müdavimleri oldular. Dünyada Cumhuriyet, Özgürlük temalarıyla halklar krallara karşı isyana teşfik edilirken;  Yahudilerle evlilik bağı kurmuş krallıklar, prenslikler varlıklarını devam ettirdiler. Örneğin Hollanda Kraliyeti devam ederken, Fransa'da krallık  kanlı bir ihtilalle sonlandırılmıştır. ingilterede krallık devam ederken, Rusya'da Çarlık, Osmanlıda Padişahlık sona erdirilmiştir.           Batı dolayısıyla ABD için öncelikli Batı bellidir. Ukrayna'nın Rusya'ya yem edilmesi, hırpalatılmasıda adeta üvey kardeş görülmesindendir. Batı için Rusya her zaman öcüdür.  Prusya ötesidir. Rusya'da Bolşeviklerin iktidar edilmeside yıkılmasıda hep bir projeydi.            Rusya şöyle veya böyle güçlü bir ülke. Gücü sadece sanayi, teknoloji ve askeri gücünden kaynaklanmıyor. Petrol, doğalgaz, uranyum, demir, bakır, alüminyum vb gibi kaynaklarla beslenen global emperyalist güçtür Rusya. Rusyanın sahip olduğu zenginliklerde işgal edilen halkların tarihi topraklarından çıkarılıyor. Tıpkı İngiltere'nin, Fransa'nın, ABD'nin, Hollanda, Belçika'nın afrika, Asya halklarının tüm zenginliklerini sömürmeleri gibi. Ruslarda Sibiryayı, Türki ülkeleri ve Kafkasya'yı sömürür. Batı içinde bu normaldir..           Son günlerde Kazakistan Devlet Başkanı Kasım Cömert Tokayev'in Ankara’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) 13. Zirvesi’nde Rusya’nın tam üye olarak değil, ancak gözlemci statüsüyle ya da dış ortaklarla iş birliği platformu olan "TDT+" formatına dahil edilmesini önermesi tartışmalara sebep oldu. Kimileri hiç yadırgamazken kimilerinin hayretle karşılaması Kazakistan'ın son 200 senelik tarihinin bilinmemesinden kaynaklanıyor. Özellikle şaşıranlar Kazan Hanlığının 1700 yıllardan itibaren işgal edildiğini bilmiyorlar.            Hani kimlik kütürü besleyen en önemli ana kaynaklardan biri din dendiğinde karşı çıkanlar varya; Hristiyan Kazakların Ruslarla işbirliğine girmesi sadece Kazakların bağımsızlığını değil; Kafkasya'nında işgalinde önemli rol oynamıştır. Tıpkı, Gürcistan ve Abhazya'da etkili olduğu gibi. tabi bu da bir görüştür.             Ruslar 500 senedir Türki coğrafyadalar. Türkiyeden baktığımızda gördüğümüzden çok farklı görürler. Dahası hükmederler. Korkunç İvan'dan beri Rusya Türki ülkeleri her anlamda sömürüyor. Acı ama gerçek bu.            Rusya'nın Kafkasya'ya girebilmesi ise çok sonraları olmuştur. Ancak Kafkasya'ya giriş ve temas yine Korkunç İvan döneminde gerçekleşmiş ama Kafkasya'nın işgali Çeçen müridizminin ( GAZAVAT) mücadelesi ve Çerkes ( Adiğe ) beylerinin mukavemetiyle ancak 1864 lerde gerçekleşmiştir. 100 yıl süren savaşta çerkeslerin tamamı Çeçenlerin yarısı sürgün görmüştür. Adığeyde kalan Çerkes nüfus 5000 ler mesabesinde kalmıştır. Oysa Çerkeslerin nüfusu o tarihlerde 2 milyondan fazlaydı. Tartışılmayacak derecede soykırım yaşanmıştır.           Gazavat kahramanları Şeyh Mansur, Gazi Muhammed, Hamzat Bey, Şeyh Şamil ve Çerkes Beyleri İsmail Berzeg (Hacı İsmail Dogomuko Berzeg), Seferbiy Zaneqo (Sefer Paşa Zanuko), Muhammed Emin Efendi, Gerandıqo Berzeg, Qasey Atajuq, Mısost Bematıqo, Qalebatıqo Şupago ile birlikte vatanlarını kahramanca savunan atalarımızı bu sebeple rahmetle anıyorum.             Tekrar Kazakistan Devlet Başkanı ve Rusya'nın Türk Devletleri Teşkilatına bir temsilci göndermesi önerisine dönecek olursak; İnşaallah böyle incitici teklifler Türkiye'nin bölgesel güç olmaktan öte küresel -  global güç olmasıyla son bulacaktır. Önce Türkiyemize sahip çıkalım. Türkiyemizin maddi - manevi güçlenmesini kendimize ideal edinelim. Milli Görüşümüz olarak nesillerimize aktaralım. Vesselam.  
Ekleme Tarihi: 05 Kasım 2026 -Perşembe
Emrullah Akbulat

TEK ÇARE TÜRKİYE'NİN BÖLGESEL GÜÇTEN ÖTE; KÜRESEL GÜÇ OLMASIDIR

Avrupa deyince her taraf aklınıza gelmesin. Londra, Paris, Münih, Roma ekseninde kalan bölge Batı; Polonya, Romanya, Ukrayna, Yunanistan, Sırbistan'ın  vb bulunduğu topraklar ise Doğu Avrupa'yı simgeler. Batılılar Batı dediklerinde Batı Avrupayı kastederler. Doğu onlar için daima geride kalan demektir. Rusya ise daha doğuda kabul edilir. Ne varki Rusya kendisini Batı Avrupalılarla aynı merkezde ve denk görmek istemiş; Batıdaki her gelişmeyi harfiyyen takip etmiştir. 
          Rusya'nın sıcak denizlere inme fikride Batılılaşma dürtüsüdür. Komşu halkları işgal etmeleri, soykırım ve sürgüne tabi tutmalarıda hep Batı medeniyetini taklit etmelerindendir. Büyük devlet dizayn eder. İstediğini bırakır, istediğini yok eder. Batıya bu düşünceyi kazandıranlar ise; Batı gettolarında zenginleşmiş siyonist bankerlerdir. 
          Siyonist Yahudiler o kadar zenginleştiler ki;  Batı Saraylarının ( Saray Yahudileri ) 1550 lerden itibaren adeta müdavimleri oldular. Dünyada Cumhuriyet, Özgürlük temalarıyla halklar krallara karşı isyana teşfik edilirken;  Yahudilerle evlilik bağı kurmuş krallıklar, prenslikler varlıklarını devam ettirdiler. Örneğin Hollanda Kraliyeti devam ederken, Fransa'da krallık  kanlı bir ihtilalle sonlandırılmıştır. ingilterede krallık devam ederken, Rusya'da Çarlık, Osmanlıda Padişahlık sona erdirilmiştir.
          Batı dolayısıyla ABD için öncelikli Batı bellidir. Ukrayna'nın Rusya'ya yem edilmesi, hırpalatılmasıda adeta üvey kardeş görülmesindendir. Batı için Rusya her zaman öcüdür.  Prusya ötesidir. Rusya'da Bolşeviklerin iktidar edilmeside yıkılmasıda hep bir projeydi. 
          Rusya şöyle veya böyle güçlü bir ülke. Gücü sadece sanayi, teknoloji ve askeri gücünden kaynaklanmıyor. Petrol, doğalgaz, uranyum, demir, bakır, alüminyum vb gibi kaynaklarla beslenen global emperyalist güçtür Rusya. Rusyanın sahip olduğu zenginliklerde işgal edilen halkların tarihi topraklarından çıkarılıyor. Tıpkı İngiltere'nin, Fransa'nın, ABD'nin, Hollanda, Belçika'nın afrika, Asya halklarının tüm zenginliklerini sömürmeleri gibi. Ruslarda Sibiryayı, Türki ülkeleri ve Kafkasya'yı sömürür. Batı içinde bu normaldir..
          Son günlerde Kazakistan Devlet Başkanı Kasım Cömert Tokayev'in Ankara’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) 13. Zirvesi’nde Rusya’nın tam üye olarak değil, ancak gözlemci statüsüyle ya da dış ortaklarla iş birliği platformu olan "TDT+" formatına dahil edilmesini önermesi tartışmalara sebep oldu. Kimileri hiç yadırgamazken kimilerinin hayretle karşılaması Kazakistan'ın son 200 senelik tarihinin bilinmemesinden kaynaklanıyor. Özellikle şaşıranlar Kazan Hanlığının 1700 yıllardan itibaren işgal edildiğini bilmiyorlar. 
          Hani kimlik kütürü besleyen en önemli ana kaynaklardan biri din dendiğinde karşı çıkanlar varya; Hristiyan Kazakların Ruslarla işbirliğine girmesi sadece Kazakların bağımsızlığını değil; Kafkasya'nında işgalinde önemli rol oynamıştır. Tıpkı, Gürcistan ve Abhazya'da etkili olduğu gibi. tabi bu da bir görüştür.
            Ruslar 500 senedir Türki coğrafyadalar. Türkiyeden baktığımızda gördüğümüzden çok farklı görürler. Dahası hükmederler. Korkunç İvan'dan beri Rusya Türki ülkeleri her anlamda sömürüyor. Acı ama gerçek bu. 
          Rusya'nın Kafkasya'ya girebilmesi ise çok sonraları olmuştur. Ancak Kafkasya'ya giriş ve temas yine Korkunç İvan döneminde gerçekleşmiş ama Kafkasya'nın işgali Çeçen müridizminin ( GAZAVAT) mücadelesi ve Çerkes ( Adiğe ) beylerinin mukavemetiyle ancak 1864 lerde gerçekleşmiştir. 100 yıl süren savaşta çerkeslerin tamamı Çeçenlerin yarısı sürgün görmüştür. Adığeyde kalan Çerkes nüfus 5000 ler mesabesinde kalmıştır. Oysa Çerkeslerin nüfusu o tarihlerde 2 milyondan fazlaydı. Tartışılmayacak derecede soykırım yaşanmıştır.
          Gazavat kahramanları Şeyh Mansur, Gazi Muhammed, Hamzat Bey, Şeyh Şamil ve Çerkes Beyleri İsmail Berzeg (Hacı İsmail Dogomuko Berzeg), Seferbiy Zaneqo (Sefer Paşa Zanuko), Muhammed Emin Efendi, Gerandıqo Berzeg, Qasey Atajuq, Mısost Bematıqo, Qalebatıqo Şupago ile birlikte vatanlarını kahramanca savunan atalarımızı bu sebeple rahmetle anıyorum.
            Tekrar Kazakistan Devlet Başkanı ve Rusya'nın Türk Devletleri Teşkilatına bir temsilci göndermesi önerisine dönecek olursak; İnşaallah böyle incitici teklifler Türkiye'nin bölgesel güç olmaktan öte küresel -  global güç olmasıyla son bulacaktır. Önce Türkiyemize sahip çıkalım. Türkiyemizin maddi - manevi güçlenmesini kendimize ideal edinelim. Milli Görüşümüz olarak nesillerimize aktaralım. Vesselam.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergebze.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.